|
1991
Kristal Elma’nın ödül dağıtım törenini, insanların, o salonda adım atarken neredeyse yüreklerinin sesini duyabilecekleri saygın bir etkinlik olarak tasarlamıştık. Yalnızca reklam dünyasının değil, tüm Türkiye’nin, reklamverenlerin, iş çevrelerinin, devlet ricalinin katılmakla onur duyacağı, uluslararası niteliği de olan, bir “balo”ydu çıkış noktamız.
Sevgili Eli Bey’in tanımı şöyleydi:
1. “Balo” olsun. 2. Olmuş olacak “en pahalı balo” olsun.
3. Üstelik herkes gelmeye can atsın.
Kristal Elma’da geçtiğimiz yirmi yıllık süreçte, kanımca, daha çok olumlu sayılabilecek bir dönüşüm yaşandı. Dağıtım töreni balo salonlarından, garajlara, film stüdyolarına, bahçelere taşındı. Ağırlıklı olarak iş çevrelerinin balosu olmaktan, yaratıcıların happening’i olmaya dönüştü. Resmiyet bir ölçüde azalırken, çalışanların katılımı arttı.
Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri dağıtım töreni, diyebilirim ki ülkemiz reklamcılığının Oscar törenidir. Burada gözetilmesi gereken hassas bir denge var bence, ciddiyet ve saygınlık düzeyini mutlaka korumalıyız ve de mümkün olan en geniş, en demokratik katılıma ulaşmalıyız. Kırgınlıkları, küskünlükleri, sürtüşmeleri geride bırakarak.
Bir diğer önemli nokta da, reklam ajansı ve reklamverenin doğal çalışma seyrindeki, hayat içindeki yaratıcılığını ödüllendirmektir. Yani elma almak için, pazarlama iletişiminin doğal akışının gerektirmediği fazladan çabalara girmek, elma ilanları, filmleri filan yapmaya kalkmak hem bana hoş gelmiyor, hem de Kristal Elma Reklam Ödüllerinin kuruluş amacına uygun gelmiyor.
Sevgilerimle,
Ersin SALMAN |
|